Danışan Görüşleri

>>> Tümü   

Hızlı İletişim
ALİŞAN KAPAKLIKAYA

 

 

ALİŞAN KAPAKLIKAYA

İLE

YÜREK ISITAN, UFUK AÇAN, BAŞARIYA GÖTÜREN,

HUZUR ve İLHAM VEREN

KONFERANSLAR

 

            1. Yöneticilerimize                 3. Öğretmenlerimize      

            2. Ailelere                                4. Öğrencilerimize                                

 

                     

ADRES: Sümer 1 Sokak. No: 16/12 Kızılay-ANKARA

TEL: 0 312 229 52 06-07 GSM: 0 532 717 9661

sevgiokyanusu.com

hizlialgilama.com

azmiozkan.com.tr

1. Yöneticilerimize

İLHAM VEREN LİDERLİK

Personelimi nasıl motive edebilirim?
Kurum içi iletişimi nasıl güçlendirebilirim?
Çalışanların kendini işe adamasını nasıl sağlayabilirim?
Personelimi nasıl güncel ve taze tutabilirim?
Kurumsal verimliliği maksimum düzeye nasıl çıkartabilirim?
Personelin pozitif tutum ve davranış geliştirmesini nasıl sağlayabilirim?

 

     


 

aileiciletisim17    aileiciletisim02

 

  

 

      
 
2. Bu Meslek Bensiz Olmaz

  aileiciletisim17

Mesleki Motivasyon Maksimum Düzeye Nasıl Çıkarılır?

       Bu konferans niçin gerekli ve önemli?

Her mesleğin kendine ait bir sistemi vardır. Meslek çalışanları bir çarkın dişlilerine benzer. Nasıl ki dişlilerden biri eksik olduğunda ya da bozulduğunda çarktan gürültü geliyor ve sistem duruyorsa, bir kurumda çalışanlardan biri işini eksik yaptığında kurumun düzeni bozulur, verimi düşer ve işler durur.

Bu konferans bir kurumda çalışan bir insanın kendisini sistemin en önemli parçaları olarak görmesi, “Ben olmazsam burası eksik kalır diyerek kendini işine ve mesleğine adaması için gerekli ve önemlidir.

Konferansta neler var?

Konferans iki bölümden oluşur: İlk bölümde bolca gülme var, biraz eğlence var. İlk beş dakikada katılımcıların olumsuz duyguları silinir, varsa yoklama listesi yırtılır ve "Beş dakika sonra çıkış serbest" denir. (Bugüne kadar yapılan yaklaşık 1500 konferansta sadece bir konferansta çıkan olmuştur.)

İnsanların orada gönüllü olarak kalması sağlandıktan sonra mesleğe ve hayata dair örnekler bazen esprili, bazen duygusal, bazen de düşündürücü bir tarzda anlatılır. Kişi içsel bir yolculuğa çıkar; kendisini, ailesini, işini değerlendirir. Bu arada hayatı kolaylaştırıcı, iletişimi güçlendirici, verim artırıcı bilgiler paylaşılır.

 

 

İşte o bilgilerden bazı başlıklar:

·        Yaptığım işi seviyor muyum?

·        Bazen “Bu meslek çekilmez” diye düşünüp motivasyonumu düşürüyor muyum?

·        İşimle kişiliğim uyuşuyor mu?

·        Mesleğimdeki diğer arkadaşlarımla sağlıklı bir iletişimim var mı?

·        İletişim çatışmalarını nasıl yok edebilirim?

·        İşimdeki motivasyonumu nasıl en üst düzeye çıkarabilirim?

·        Çalıştığım kuruma gelenleri memnun bir şekilde nasıl gönderebilirim?

·        İşyerimi nasıl cennete çevirebilirim?

·        İşimde nasıl mutlu ve başarılı olabilirim? 

Konferans bittiğinde katılımcı, iki saatin nasıl geçtiğini anlamadan, stresten uzaklaşmış, rahatlamış, öz değerini yükseltmiş ve kendini mesleğine daha çok adaması gerektiğine inanmış olarak ‘’ Bu meslek gerçekten de bensiz olmaz, ben buranın en önemli çalışanıyım’’ diyerek oradan ayrılıp işine koşar.

Konferansta Neler Yok?

·        Kitaplarda yer alan bilgiler yok

·        Monoton ve sıkıcı bir sunum yok

·        Yerinde oturup önündeki kâğıttan okuyan bir konuşmacı yok

·        Esnemek, sıkılmak yok

·        “Şu konferans bitse de gitsek” denecek bir ortam yok

·        Herkesin bilip tekrarladığı klasik laflar yok

Konferansa Katılanlarda Nasıl Değişikliler Olur?

Katılımcı kendisiyle olan savaşını durdurur, kendisiyle barışıp kucaklaşır.

“Bu meslek çekilmez” anlayışından kurtulur.

Pazartesi günü işyerine hevesle gelir, beş gün boyunca çok huzurlu bir şekilde çalışır, iş verimini ve kalitesini artırır,

Cuma akşamı işten, haftaya daha harika işler çıkarmak düşüncesiyle ayrılır.

Aldığı maaşın hakkını vermiş olarak evine döner.

Kendini sürekli güncel ve taze tutmak için çalışır.

Kitap okuma alışkanlığı edinir.

İşini kaliteli bir şekilde yapmakla birlikte, ailesiyle de kaliteli zaman geçirir.

Bu Konferans Olmazsa Ne Olur?

Hiçbir şey olmaz; her şey olduğu gibi devam eder.

 

Konferans süresi: İki saattir

 

 

 

3. Aile İçi İletişim

Sus, çocuksun, sus, küçüksün, sus öğrencisin, sus gençsin, sus kimsesizsin, sus ayıp, sus kınarlar, sus elâlem ne der, sus gelinsin, sus kadınsın, sus kızdırırsın, sus güçsüzsün…

Sahi susmak zorunda olmasaydık neler anlatırdık?

Yaşamak bir yolculuk aslında. Biz de kendimizi aramak, kendimizle buluşup kucaklaşmak istiyoruz. Yolumuz eşimizle kesişti. Birlikte yürümeyi istiyor muyuz?

Kendi sevgi dilimizi, öğrenme stilimizi, başarı ve mutluluk stratejilerini biliyor muyuz?

Neden evlendik? Değişir miyiz, değiştirir miyiz?

Bizi evliliğe götüren sebepler bizden mi kaynaklanıyor yoksa ailemizden, çevremizden, toplumsal baskıdan mı?

Yoksa biz buzdağı mıyız? Dışarıya karşı gülümseyen yüzünün arkasında derin acılar yaşayan, kimseye duyuramadığı çığlıklar atan bir biz daha var mıyız?

Sevgi emek ister, bakım ister, ilgi ister, evlilikte birlikte oluşturduğumuz sevgi çınarına emek verecek miyiz?

Evlilik bankaya benzer. Gerektiğinde çekmek üzere duygu bankasına ne yatırıyoruz: Sevgi, hoşgörü, anlayış, mutluluk ve huzur mu, yoksa öfke, üzüntü, nefret ve kin mi?

Sevmek sevdiğini geliştirmektir. Hiç düşündünüz mü? Biz sevdiğimizi geliştiriyor muyuz yoksa kısıtlayıp solduruyor muyuz?

Ailemizden aldığımız alışkanlıklarımızı evliliğimize karıştırma olasılığımız var mı?

Doğru eş mi arıyoruz, doğru eş olmaya mı çalışıyoruz?

Eşimizle rol çatışması yaşıyor muyuz? Bunun çocuklarımızı nasıl etkileyeceğini hiç düşündük mü?

Trafikte kaza yapmamak için ehliyet kursuna gittik, sınavları kazanmak için hazırlık kursuna gittik, turistlerle, yabancılarla anlaşabilmek için dil kursuna gittik. Peki evlilikte kaza yapmamak, eşinle iyi anlaşabilmek için de herhangi bir kursa gitme ihtiyacı duyduk mu?

Evliliğe hazır mıyız?

“Aynı çatı altında aşkımız bir yalanmış, döndüm baktım maziye söylenecek ne kalmış.” Bu şarkıyı kendi ailemiz için söylemek istemeyiz değil mi?

Evlilik yolculuğu sırasında karşılaşılan sorunları büyümeden çözmek ister miyiz?

Gelin ve kaynana arasında cereyan eden savaşın nice evliliği cehenneme çevirdiğini biliyor muyuz?

Evlilikte eleştiri dili ne işe yarıyor? Sanki eleştirince değişiyor mu?

Empati kurmayı biliyor muyuz?

Arada bir eşimizin gözlüğünü takıp, ayakkabılarını giyerek yürümeye ne deriz?

Bir ailede, eşler arasında meydana gelen iletişim kazaları nasıl düzeltilebilir?

Eşimizin bizden beklentilerinin farkında mıyız?

Biz eşimizden neler beklediğimizin bilincinde miyiz?

Evlilik bir tekerlekse bizim evliliğimizde bu tekerlek nasıl dönüyor?

Çiçek gibi çocuklar ancak cennet gibi evlerde yetişebiliyor?

 

http://www.sevgiokyanusu.com/upload/cpicture1220529948.JPG

 

4. İlham Veren Öğretmen

 

Bu Konferans Niçin Gerekli ve Önemli?

 

Lise birinci sınıftaydım. Sekizinci sınıfa giden kardeşimle beraber tek odalı bir evde okuma mücadelesi veriyorduk. Hava soğuktu, kar yağıyordu. Tek yakacağımız olan tezek Cuma günü bitmişti. Babam iki çuval tezeği köyden pazartesi günü gönderecekti. Üşümemek için yorganın altına girip ders çalışmaya başladık. Kardeşim soğuktan titriyordu. Pazartesiye kadar nasıl dayanabilirdik ki bu kuru ayaza…

Yatsı ezanı okunurken kapının zili çaldı. Bu saatte kim gelirdi ki bize? Kapıyı korkarak açtım. Okul müdürü ve öğretmenim karşımda duruyordu: "Alişan yavrum, iki delikanlı okumak için uğraşıyorsunuz. Aklıma düştünüz. Yakacağınız var mı diye sormaya geldik."

İçim ısınmıştı. Öğretmenimin getirip yaktığı sobaya attığı odunlarla değil, şefkatle bakan gözleriyle ısıtmıştım. Sobayla beraber içimdeki okuma hevesi de tutuşmuştu ve ben öğretmen oldum,

Anladım ki yüreğine "Merhaba!" diyebildiğimiz bir öğrencinin beynine de "Merhaba!" diyebiliriz.

Anladım ki sevgisiz zekâ kupkuru kalıyor.

Bu konferans öğretmenlerimizin, öğrencilerin beynine çalış komutu vermeden önce yüreğini ısıtmasının ve ona ilham vermesinin önemini vurgulaması amacıyla gerekli ve önemlidir.

 

Konferansta Neler Var?

     

Konferans iki bölümden oluşur. Birinci bölümde öğretmenlerin yüreğine “Merhaba!” denir. İlk beş dakikada katılımcıların (eğer varsa) olumsuz duyguları silinir ve “Beş dakika sonra çıkış serbest” denir. (Bugüne kadar yapılan 1500 konferansın sadece birinde çıkanların olduğu görülmüştür.)

Öğretmenlerin orada gönüllü olarak katılımı sağladıktan sonra, mesleğe ve öğretmenliğin pratikteki uygulamalarına dair örnekler bazen esprili, bazen duygusal, bazen de düşündürücü bir tarzda paylaşılır. Öğretmen konferans boyunca kendisini, yaptığı işin önemini, toplumsal yapımızın tasarımında ve geleceğimizin şekillenmesinde yetiştirdiği öğrencilerin rolünü çok net görür. Bu arada iletişimi güçlendirici, derslerin anlaşılmasını kolaylaştırıcı, öğrenciyi öğrenmeye heveslendirici bilgiler paylaşılır.

      

İşte o bilgilerden bazıları:

 

·  Öğretmen insan sanatkârıdır.

·  Öğretmen ilham verdiği sürece başarılıdır.

·  Dünkü güneşle bugünkü çamaşırlar kurutulmuyor.

·  Öğretmen taze ve güncel kalabilmelidir.

·  Yüreğini ısıtamadığımız bir öğrencinin beynini eğitmek mümkün mü?

·  Öğretmenin yüreği bir bahçe, öğrenciler de çok kaliteli tomurcuklardır. Öğretmen her tomurcuğu alıp sevgi bahçesi olan yüreğine diken ve onları iyiyle, bilgiyle sulayan bir bahçıvandır. Toprağın altından üstüne çıkmadan, gökyüzüne çıkmadan toprağın altında kalarak çürüyüp giden bir tomurcuk gibi; okul yüzü görmeden kapasitesi heba olup giden birçok çocuk var.

·  Öğretmen öğrencisinin potansiyelini açığa çıkaran ve onu değerlendiren bir sanatkârdır.

Konferans bittiğinde öğretmen stresten uzaklaşmış, boş vermişlikten kurtulmuş, özdeğerini yükseltmiş, kendini öğrencilerine, mesleğine ve eğitime adamış olarak öğrencilerine ilham vermeye koşar.

 

Konferansta Neler Yok?

 

·  Bugün geçerliliği kalmadığı için tedavülden kalkmış bilgiler yok.

·  Masaya oturup önündeki kâğıttaki bilgileri monoton bir şekilde okuyan konuşmacı yok.

·  Esnemek, uyuklamak, sıkılmak yok.

·  Herkesin bilip tekrarladığı slogan türü laflar yok.

·  İnsanların hayatında boşa geçirilmiş iki saati yok.

 

Konferansa Katılan Öğretmenlerde Nasıl Değişiklikler Olur?

 

Öğretmenler yüreğine dokunacakları öğrencilerin sayısını artırmak için çaba gösterirler.

Kendilerini memleketimizin manevi mimarları olarak görmeye başlarlar.

Hiçbir sokak çocuğu kalmayacak şekilde daha çok çocukla ilgilenmeye başlarlar.

Daha çok cevheri açığa çıkarmak için çalışırlar.

Kendini güncelleme ve tazelemeye özen gösterirler.

 

Bu Konferans Olmazsa Ne Olur?

 

Hiçbir şey olmaz. Her şey olduğu gibi devam eder.

Hapishanelere düşen insan sayısı artmaya devam eder.

 

Konferans süresi iki buçuk saattir.

 

5. Derslere Nasıl Âşık Olabilirim?

Bu konferans Niçin Gerekli ve Önemli?

Her öğrenci öğrenebilir, ancak her öğrenci aynı biçimde öğrenemez. Kimi görsel, kimi işitsel, kimi de dokunsal olan öğrenciler kendi öğrenme stilini belirledikten sonra derslerini daha kolay ve kalıcı bir şekilde hevesle öğrenebilirler.

Bu konferans öğrencilerin dersleri âşık olacak kadar sevmesi, öğretmenleri kendilerine rehberlik yapan yol arkadaşları olarak görmesi ve eğlenceli çalışması için gerekli ve önemlidir.

 

Konferansta Neler Var?

Bizim köye elektrik gelmeden önce gaz lambamız vardı. Yatma vakti geldiğinde lambayı üst kısmından üfleyerek söndürürdük. Elektrik geldiği gün babaannem tavanda asılı olan ampulü söndürmek için ona üfledi; sönmeyince bir daha üfledi. Biz gülünce bize: "Susun be! Zaten yaşlandım, bakın nefesim yetmiyor. Haydi, gelin hep beraber üfleyip şunu söndürelim," dedi.

Öğrencilerin çoğu okulu ve dersleri sevmiyor. İstiklal Marşı Pazartesi günleri okul başlıyor diye cansız ve cılız bir sesle, Cuma günleri okul bitiyor diye canlı, sevinçli ve gür bir sesle söyleniyor. Ne acı değil mi?

Bazı öğrenciler okulu açık cezaevi, öğretmenlerini de gardiyan olarak görüyorlar, bu sebeple öğretmenlerin okulda anlattıkları derslerden sıkılıyorlar, dersleri severek dinlemedikleri için tam olarak algılayamıyorlar.

Sevgisizlik ve ilgisizlik öğretmenin en büyük engelidir. Beyin hazinesinin kapısı, sevgi anahtarıyla daha kolay açılabilir.

Ben babaanneme: "Bak bunun bir düğmesi var, bastığın zaman yanıyor bastığın zaman sönüyor" dedim, hayret etti.

Öğrencilerin beyninin bir düğmesi var, bastığın zaman çalışıyor.

Bu konferansta öğrencilere dersleri sevdirecek, kendilerine güvenlerini artıracak, derslerin kolay olduğunu gösterecek bilgiler var.

 

İşte Onlardan Bazıları:

·  Öğrencilerin motivasyonu nasıl artırılır?

·  Dersleri bizi üniversiteye götüren dostlar haline nasıl getirebiliriz?

·  Öğrenme stilleri nelerdir?

·  Kitapları kucaklayıp sarılarak,  onları öpüp koklayarak nasıl öğrenebiliriz?

·  Kocaman bir okyanus gibi algılayıp aşamayacağımızı zannettiğimiz dersleri küçücük bir göl haline nasıl getirebiliriz?

·  Sınav heyecanından nasıl kurtulabiliriz?

·  Öğrencilerin kendine olan güvenini nasıl artırabiliriz?

Konferansta Neler Yok:

“Çalış, çalış, çalııışşş” kelimeleri yok.

“Başarılı olmak istiyorsan daha çok çalışmalısın” diye sinir bozucu sözler yok. 

Sıkıcı ve monoton bir konuşma yok.

Masada oturup herkesin bildiği şeyleri kâğıttan okuyup öğrencilerin uykusunu getiren bir uzman yok.

 

Konferansa katılanlarda nasıl değişiklikler olur?

·        Öğrencilerin kendilerine güveni artar.

·        "Yapamam, anlamıyorum, zor, kazanamam" diyen iç sesler yerini   "Yapabilirim, anlıyorum, kolay, kazanabilirim" gibi olumlu seslere bırakır.

·        Öğretmenine, okuluna ve ailesine saygısı artar.

·        Öğrenciler kendini önemli ve değerli bireyler olarak görmeye başlar.

·        İstiklal Marşı Pazartesi günü de Cuma günkü gibi canlı, gür, sevinçli ve coşkulu söylenir.

·        Öğrenciler kimsenin çalış demesine gerek bırakmadan derslerine çalışmaya başlar.

·        Öğrenciler çıkışta "Bekle beni üniversite ben geliyorum!" der.

·        Öğrenciler "Başarı bana çok yakışıyor" diyerek ders çalışmayı çoğaltır.

 

Bu konferans olmazsa ne olur?

Hiçbir şey olmaz. Bugüne kadar olanların aynısı olmaya devam eder.

      

Konferans süresi: 90 dakikadır.

 

6. Üniversite Bensiz Olmaz

Özgüven Maksimum Düzeye Nasıl Çıkarılır?

       Bu konferans niçin gerekli ve önemli?

Toplumsal hayatımızın kendine ait bir sistemi vardır. Hayat, bir çarkın dişlilerine benzer. Nasıl ki dişlilerden biri eksik olduğunda ya da bozulduğunda çarktan gürültü geliyor ve sistem duruyorsa, insanlardan biri huzursuz ve mutsuz olduğunda toplumun düzeni bozulur ve yaşam kalitesi düşer.

Bu konferans gençlerimizin özgüvenini maksimum düzeye çıkarıp kendilerini sistemin en önemli parçaları olarak görmesi, “Ben olmazsam burası eksik kalır diyerek kendini işine, derslerine ve geleceğine adaması için gerekli ve önemlidir.

Konferansta neler var?

Konferans iki bölümden oluşur: İlk bölümde bolca gülme var, biraz eğlence var. İlk beş dakikada katılımcıların olumsuz duyguları silinir, varsa yoklama listesi yırtılır ve "Beş dakika sonra çıkış serbest" denir. (Bugüne kadar yapılan yaklaşık 1500 konferansta sadece bir konferansta çıkanlar olmuştur.)

İnsanların orada gönüllü olarak kalması sağlandıktan sonra özgüven artırmaya, gençliğe ve hayata dair örnekler bazen esprili, bazen duygusal, bazen de düşündürücü bir tarzda anlatılır. Kişi içsel bir yolculuğa çıkar; kendisini, ailesini, işini değerlendirir. Bu arada hayatı kolaylaştırıcı, iletişimi güçlendirici, verim artırıcı bilgiler paylaşılır.

İşte o bilgilerden bazı başlıklar:

·        Kendimi seviyor muyum?

·        Bazen “Bu üniversite çekilmez” diye düşünüp motivasyonumu düşürüyor muyum?

·        Bölümümle kişiliğim uyuşuyor mu?

·        Üniversitemdeki diğer arkadaşlarımla sağlıklı bir iletişimim var mı?

·        İletişim çatışmalarını nasıl yok edebilirim?

·        Derslerimdeki motivasyonumu nasıl en üst düzeye çıkarabilirim?

·        İç dünyamı nasıl cennete çevirebilirim?

·        Hayatta nasıl mutlu ve başarılı olabilirim? 

Konferans bittiğinde katılımcı, iki saatin nasıl geçtiğini anlamadan, stresten uzaklaşmış, rahatlamış, öz değerini yükseltmiş ve kendini kaliteli yaşamaya daha çok adaması gerektiğine inanmış olarak “Bu üniversite gerçekten de bensiz olmaz, ben buranın en önemli değerlerindenim.” diyerek oradan ayrılıp sınıfına koşar.

Konferansta Neler Yok?

·        Kitaplarda yer alan bilgiler yok

·        Monoton ve sıkıcı bir sunum yok

·        Yerinde oturup önündeki kâğıttan okuyan bir konuşmacı yok

·        Esnemek, sıkılmak yok

·        “Şu konferans bitse de gitsek” denecek bir ortam yok

·        Herkesin bilip tekrarladığı klasik laflar yok

Konferansa Katılanlarda Nasıl Değişikliler Olur?

Katılımcı kendisiyle olan savaşını durdurur, kendisiyle barışıp kucaklaşır.

“Bu okul çekilmez” anlayışından kurtulur.

Pazartesi günü derslerine hevesle girmek için okuluna gelir, beş gün boyunca çok huzurlu bir şekilde çalışır, iş verimini ve kalitesini artırır,

Cuma akşamı okuldan, haftaya daha harika bilgiler öğrenmek düşüncesiyle ayrılır.

Kendini sürekli güncel ve taze tutmak için çalışır.

Kitap okuma alışkanlığı edinir.

Derslerini kaliteli bir şekilde yapmakla birlikte, ailesiyle de kaliteli zaman geçirir.

Bu Konferans Olmazsa Ne Olur?

Hiçbir şey olmaz; her şey olduğu gibi devam eder.

Konferans süresi: İki buçuk saattir

 

http://www.sevgiokyanusu.com/upload/cpicture1220529940.JPG

                              Alişan KAPAKLIKAYA KİMDİR?

Annesiyle babası kendisine danışmadan onu dünyaya getirdi. Çocukken oyuncaklarını kendisi yapardı. Bazen çamuru biçimlendirip kurutur, bazen babasının eski ceketinin cebini çıkarır, içini yünle doldurup ağzını dikerek top yapardı. İmkânsızlıklara takılmaz ve şartlar ne olursa olsun yeni bir şey ortaya koyardı.

İlkokulda kuzu gütmeye başladı. Annesi ölen kuzuların içli melemelerini dinlerken insanların, özellikle de çocukların sahipsiz bırakılmamaları gerektiğini öğrendi.

Bütün dünyası, görebildiği kadar gökyüzü, birkaç komşu köy ve ilkokul öğretmeniyle sınırlıydı. Teyzesinin oğlu ortaokula yazılmaya giderken peşine takıldı.

Lise birinci sınıftayken bir kış akşamı kar yağarken öğretmenlerinin, tek odalı evine gelip “Alişan yavrum, seni merak ettik, kar yağıyor da yakacağın var mı, sormaya geldik?” demeleriyle kendine ve hayata bakışı değişti. Çok sevinmişti. Çünkü öğretmenleri tarafından ilk defa insan yerine konulduğunu hissetmişti.

Ve öğretmen oldu. 16 yıllık öğretmenliği boyunca eşiyle birlikte bin beş yüz evi ziyaret etti. Öğrencilerinden on iki bin mektup aldı ve hepsini de el yazısıyla cevaplandırdı.

Bir öğrencisinin “Hocam çalışıyorum, çalışıyorum ama bir türlü anlamıyorum” diye sorması üzerine beyinle ilgilenmeye başladı. Öğrenme stilleri, öğrenmeyi öğrenme, kolay ve kalıcı öğrenme konuları üzerine yoğunlaştı.

Dersleri öğrenme stillerine göre dizayn edince öğrencilerin ÖSS’deki netleri Türkiye ortalamasının üç buçuk katına çıktı.

2000 yılında NLP ile tanıştı. Galatasaray’ın UEFA kupasındaki başarısını eğitime nasıl uygulayabilirim diye araştırmaya koyuldu. NLP’nin insan yaşamına getirdiği kaliteyi fark etti.

Araştırmalarında derinleştikçe bizim türkülerin yabancıların sazıyla söylenemeyeceğini anladı. Öğrendiklerini önce kendi hayatına uyguladı. Etkili olduğunu anlayınca eğitimlere başladı.

“Öğrenmeyi Öğrenme”, “Öğretme Stratejileri”, “Motivasyon”,  “Aile İçi İletişim”, “NLP” ve alanlarında öğrenip paylaşmaya devam ediyor.

Şu anda güzel ülkemizin her köşesini dolaşıp uyanmış güzellerin sayısını artırmak için çalışmalar yapıyor.

 

KİŞİSEL BİLGİ

·     — Doğum Tarihi: 08 Eylül 1963

·     — Doğum Yeri: Sivrihisar / ESKİŞEHİR

— Medeni durumu: Evli, Üç çocuk babası

KISACA SAHİP OLDUĞU NİTELİKLER

·     Kuzu çobanlığından başlayan, evrensel bir eğitmen olma yolunda gelişen hikâyesiyle, dinleyenlerin kahkahaları ve hıçkırıkları arasında, önce şaşkınlık yaratmakta; sonra sahip oldukları potansiyellerini keşfettirmekte; değişimin gerektiğine karar vermelerini ve eyleme geçmelerini sağlayarak, kişilerin birey olma yolunda ilerleyen “Farkındalık Yolculuğunu” başlatmaktadır.

YAŞAM VİZYONU

“Evimiz bir bahçedir, çocuklarımız bu bahçenin çiçekleri, ana baba olarak bizler de, bahçesinde rengârenk çiçekler yetiştirecek bahçıvanlar... Bu bahçedeki her çiçek farklı özellikler taşır ve farklı bakım isteği vardır. Bunlar dikkate alınmazsa, birçok çiçek açmaz, açanlar da cılız ve solgun olur” diyerek toplumun en küçük temsilcisi çocuklara büyük bir özen ve ilgi gerektiğini dile getirmektedir. “Yüreğine “merhaba” demediğin bir insanın beynine “merhaba” diyemezsin” diyerek Öğrenmeyi Öğrenme, Beyni Etkin Kullanma, Hızlı Okuma ve Hafıza Teknikleri, Aile İçi İletişim, Kurum İçi İletişim, Kendine Güven, İş Motivasyonu, NLP Teknikleri İle Verim Artırma konularında eğitim vererek, toplumu oluşturan insanların, mutlu bireyler olma yolunda ilerlemelerine katkıda bulunmaktadır.

EĞİTİMİ

·     — 1981 – 1985 - Marmara Üniversitesi

·     — 1985 – 2000 yılları arasında Adana Merkez’de Milli Eğitime bağlı liselerde öğretmenlik

·     — 1987 – 1992 yılları arasında Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Öğretim Görevlisi

·     — 30 Nisan 2002 – Beliz Eğitim ve Danışmanlık Limited Şirketi Master Practitioner Of NLP Eğitimi - Tamer Dövücü ve Turgay Biçer

·     — 28 Temmuz 2002 - Hayat Academy NLP PractitionerEğtimi- Münir Arıkan

·     — Nisan 2003 – EmeihEuropean&MiddleEasternInstitute Of Hypnosis - Robert Smith

·     — INLPTA The International NLP TrainersAssociationand NLP Grup - Dr. WyattWoddsmall ve Robert Smith

·     — 3 Ağustos 2003 - INLPTA The International NLP TrainersAssociation – CertifiedAssistant Of Practitioner Training - Debra T. Wylde

·     — 5 Ağustos 2003 – Edinka Eğitim Danışmanlık İnsan Kaynakları A. Ş. – Hızlı Okuma Teknikleri Eğitimi - Ziya Baran

·     — 2 Kasım 2003 - INLPTA The International NLP TrainersAssociation – CertifiedAssistant Of Practitioner Training - Debra T. Wylde

·     — 30 Kasım 2003 - INLPTA The International NLP TrainersAssociation – CertifiedAssistant Of Master Training - Debra T. Wylde

·     — Haziran 2004 - INLPTA The International NLP TrainersAssociation – Master Trainer Program - Dr. WyattWoddsmall - Debra T. Wylde

·     — 31 Aralık 2004 – Hayat Academy LicensedPractitioner of NeuroLinguistic Programming - Münir Arıkan – Dr. Richard Bandler

·     — INLPTA The International NLP TrainersAssociation – CertifiedTrainer Of The Art AndScience Of Neuro – Linguistic Programming - Dr. WyattWoddsmall - Debra T. Wylde

SAHİP OLDUĞU YAYINLAR

·     — Bunları Kimseye Anlatamamıştım

·     — Sevgi Bahçesinin Bahçıvanı

·     — İçindeki Uyuyan Güzeli Uyandır

TV PROGRAMLARI

- 1999 – 2001 Adana Kanal A Televizyonu.

- 2001 – 2003 Eskişehir Kanal 26 Televizyonu.

- 2004 – 2006 Ankara Kanal A Televizyonu.

- 2007 – 2009 Ankara Başkent Televizyonu.

- 2004 – 2008 Türkiye Polis Radyosu.

VERDİĞİ EĞİTİMLER

·     Öğrenmeyi Öğreniyorum Eğitimi

·     Öğretme Stratejileri Eğitimi

·     Farkındalık Eğitimi

·     NLP Practitioner Eğitimi

·     NLP Master Eğitimi

·     NLP Teknikleri ile Problem Çözme

·      

VERDİĞİ SEMİNERLER

·     — CUMHURBAŞKANLIĞI

·     — T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü – Öğrenmeyi Öğrenme Teknikleri

·     — Çeşitli Üniversiteler – Atatürk Üniversitesi - Gazi Üniversitesi – Çukurova Üniversitesi – Anadolu Üniversitesi – Hacettepe Üniversitesi, ODTÜ, Osmangazi Üniversitesi’nde  “Öğrenmeyi Öğreniyorum, Etkili İletişim Semineri, NLP Teknikleri ile Problem Çözme Seminerleri”

·     — T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü – Etkili İletişim Semineri

·     — Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı İlköğretim ve Liseler – Özel Okullar – Dershanelerde “Öğrenmeyi Öğreniyorum, Etkili İletişim Semineri, NLP Teknikleri ile Problem Çözme Seminerleri”

·     — T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü – Hızlı ve Etkili Okuma Eğitimi, Aile İçi ve Kurum İçi İletişim Semineri

·     — Türkiye Adalet Akademisi “ Bu Meslek Bensiz Olmaz” semineri

·     — CarrefourSa – Yaşamı Okulu ve Dersleri Sevdirme Semineri

— T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü – NLP Teknikleri ile Problem Çözme Semineri

— İstanbul, Hakkâri Kars, Bodrum, Şırnak, Batman, Adıyaman, İzmir, Elazığ, Malatya, Aydın, Adana, Bursa, Bartın, Kocaeli, Eskişehir, Niğde, Nevşehir, Şanlıurfa, Erzurum, Yozgat, Tokat,  Konya, Çanakkale, Çankırı, Mardin, Tekirdağ, Antalya, Düzce, Karabük, Ankara dâhil olmak üzere 68 il ve ilçelerinde İç İşleri Bakanlığı bünyesinde ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda seminerler.

                        —  Hava Kuvvetleri Komutanlığı Personeli

     74 ilde seminer ve konferanslar

 

© 2012 AZMİ ÖZKAN - NLP Kişisel Gelişim Uzmanı - Tüm Hakları Saklıdır.